ONLARCA KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI OKUDUM YİNE DE HAYATIM İSTEDİĞİM YERDE DEĞİL, NEDEN?

Bu soru ve yorum şimdiye kadar bana defalarca kez geldi. Çok meşhur bir soru ve benim de zamanında bunca kitap yatırımı, bilgi ve okuduklarımı neden uygulamakta bu denli güçlük çekiyorum diye kendi kendime sorguladığım günleri getiriyor aklıma.

Geçen hafta yine bir serzenişle bana haykırdı bir danışanım ‘Peki bu güne kadar yaptıklarım, tüm yatırımla, terapiler, seminerler, bilgi yığını onca eğitimim ?’ bilgi güçtür diye öğrenmiştik biz. Ya da şöyle bir versiyonu da geçen hafta grup çalışmasına katılan bir katılımcımız söyledi, kendim de sıkça söylerdim, ‘Biz hep çok çalışılarak bir şeyler elde edilebileceğine inandık, böyle öğrendik, bize okulda evde mahallede televizyonda böyle öğretmediler…’ siz şimdi bize tam tersinin doğru olduğunu söylüyorsunuz. Nasıl yani ? 

Hayır bilgi tam olarak güç değil, ‘güç ne?’ bunun için ayrı bir yazı dizisi yazabilirim, güç kalp yani biziz. Biz kalbin enerjisel alanında var olan VARLIKLARIZ. Varlık, varlıklı Türkçe’de aynı zamanda zengin insan olarak da kullanılır bu kelime. Neden acaba ?

Bu yazıyı kişisel gelişim kitaplarını kötülemek ya da yermek için yazmıyorum.

Aksine, farkındalığın peşinden koştuğumuzu, bilgi için neler neler verdiğimizi, kimimizin bu yolda sağlığından dahi olduğunu (hatta bugün bu yolda Hindistan’da Vipasana seanslarında deliren biri olduğunu öğrendim), kişisel gelişim değişim diye çıkış yolları arayarak kendi dışımızda çözümler aradığımızı, kendimizi sevmenin türlü türlü yolunu sürekli kendi dışımızda aradığımızı vurgulamak için yazıyorum. Bu kendimizi zaten hali hazırda sevdiğimizin farkında olmak için sürekli dışarı bakmak anlamına geliyor ve aynı zamanda da bu ısrarla farkındalığı/bilinci araştıran gözlemleyen varlığın varlığı anlamına geliyor.

ÇÖZÜMLERİ YANLIŞ YERDE ARAMAYI BIRAKIN

En son jenerasyon gurulardan, geçen sene 91 yaşında hayatını kaybeden Dr. Wayne Dyer’ın bir metaforu var. Hikaye şöyle:

“Evde karanlıkta anahtarlarımı düşürdüm ve anahtarlarımı kaybettim, sonra bulamadım çünkü her yer karanlıktı, ışığa doğru gittim, sokak lambasının altında anahtarlarımı aramaya başladım, komşum geldi bana ne yaptığımı sordu; ben de ona anahtarlarımı kaybettim onları arıyorum dedim. Ben de sana yardım edeyim dedi ve beraber anahtarlarımı aramaya başladık sokak lambasının altında. Bulamadık bana anahtarlarımı tam olarak nerede düşürdüğümü sordu, ben de evde karanlıkta dedim.”

Zaten bizde olanı kendi dışımızda gözlemleyebiliriz, fark edebiliriz ancak seçimlerimiz olmadığı sürece kişisel gelişim kitapları ya da bir tabak makarna arasında pek de bir fark yok. Hayatımızda enerjisel olarak yolunda olmayan alanlar hakkında farkındalık geliştirmek ya da yola girmek için kişisel gelişim kitapları ve başka türlü kaynaklar faydalı olabilir kısa bir dönem için. Mutlak dönüşüm, öze dönüş, öz güven, kendinizin gerçekte neler başarabileceğinizi deneyimlemek için kitapları elinize aldığınız gibi (bırak o silahı misali 🙂 aldığınız yere bırakmanız gerekecektir.

HAYAT SEN NE DERSEN O

Hayatın zor olmasını istediğimiz sürece hayat bizi kırmayacak ve sonsuz açıklıkla bizden bu deneyimi esirgemeyecektir.

İçinde bulunduğumuz sistemin nasıl çalıştığını bilmediğimiz sürece onun içinde takılmak da zor olacaktır. Hayat ZOR lafını sürekli duymamızın en temel sebebi bir çoğumuzun ne yaptığımızı, nasıl ve neden yaptığımızı tam olarak bilmememizdendir. Ben de bilmiyordum, bildim de ne oldu, hayat daha kolaylaştı bir süre. Daha sonra yine zorlaştı, neden mi? Çünkü bu oyun her seviye için sizden daha fazla SİZ olmanızı kendinize yüksek potansiyelinize en sevgi dolu en olmak istediğiniz gibi olmanızı talep ediyor.

Tıpkı bir yankı mekanizması gibi, kainata bir dağın tepesinden bağırdığınızı hayal edin. ‘Hayat bence ben hiç değerli değilim’ o da size yankı yaparak ‘BENCE DE’ diyecektir ve size değersizliğinizi kanıtlayacaktır. Sizi kırmayacağını söylemiş miydim 🙂

Özet: Kişisel gelişim kitapları ve şimdiye kadar okuduklarınız uygulama cesaretini gösterene kadar gerçek dönüşüm sağlamayabilirler. Her önerilen ilacı almayın dedikleri gibi, her önerilen kitap da herkes için faydalı değildir. Kişisel gelişim kitapları kendinizle yüzleşmemeniz için bir kaçış görevi görürler, bugün için gelinen noktada benim gözlemim bu yönde. Kendinizden kaçmaya devam ederek hayallerinize gidebiliyor musunuz ? Tebrikler. Ya hayaliniz zannettiğiniz şey gerçekten hayaliniz değil, ya da olduğunuz kişiyi karıştırıyor olabilirsiniz.

KENDİ KENDİNİZLE KALDIĞINIZDA MUTLU OLDUĞUNUZ ALANI FARK EDİN

Onun yerine ne yapalım diye bir soru sorabilirsiniz.

Bu yazının amacı da size bu soruyu sordurtmak, çünkü bu tuzak soru. Dünyaca ünlü yaşam koçlarından Anthony Robbins’in klasikleşmiş bir sözü şöyle der. ‘Daha iyi sonuçlar almak için daha kaliteli sorular sormayı öğrenmelisiniz.’

Bu yazı okumayın demiyor, tekrarlıyorum. Hayatınızda şu anda neredesiniz, nereye gidiyorsunuz, ne oluyor burada ???  Direk dışarı bakıyor gözlerimiz, bir de içeri yönlendirmeyi deneyebilirsiniz.

Mesela kendinizle baş başa kalın, televizyonu açmadan, kitap okumadan, yalnız, arkadaşlarınız aileniz olmadan, kendinizle sadece. Dinleyin, önce kafa sesinizi. Ne hikayeler anlatıyor ? O hikayelerin ötesinde kalbiniz var ve sınırsızlık. İşte orada sizi mucizeleriniz bekliyor.

Kalpte hiç bir soru yoktur, zihinde hiç bir cevap yoktur.

Bu söze kulak verebilirsiniz. Şimdi dilerseniz, ufak bir deneme yapalım, gözlerinizi kapatın, bir nefes alın 3 e kadar sayın, 5 e kadar sayın verirken ağzınızdan. Rahatlayın arkanıza yaslanın. Elinizi kalbinize koyun, bir soru sorun merak ettiğiniz ve dinleyin. Dinleyin…. Tüm cevaplar orada.

Benimle paylaşmak isterseniz neler duyduğunuzu, sevinirim.

HAYAT ÖĞRENMEKLE İLGİLİ DEĞİL, BIRAKMAKLA İLGİLİ

Günümüzde hayatta öğrenmek belkide pek çoğumuzun hayatının %80 ini kaplıyor. Öğrendiklerimizi bir gün olup da bir kenara koymak, unutmak, onlara tutunmayı bırakmak (unlearn) aklımızın ucundan bile geçmiyor. 40+ yaştaki insanlara sorduklarında hayatın bilmekle değil deneyimlemekle ve akışına bırakmakla, neşe ve sevinçle, sevgi ve gerçek dostlukla, gerçek bizi biz gibi hissettiren deneyimlerle alakalı olduğunu söylerler.

Neden ? Çünkü gerçeği görmüşlerdir. Hayatta çok bilmek (ör: İlber Ortaylı’nın itiraf ettiği sendromu) ve haklı olmayı mu seçiyorsunuz. Yoksa mutlu ve hafif olmayı mı ?

Hafifleyin, izin verin, kolaylaştırın, bu kadar zor olmak zorunda değil. Trilyonlarca farklı olasılık mümkündür belkide, belki de düşündüğünden daha kolaydır, belki de düşündüğün gibi değildir hayat.

Hep Kalpte,

Deniz

 

https://www.linkedin.com/pulse/onlarca-ki%C5%9Fisel-geli%C5%9Fim-kitabi-okudum-yine-de-hayatim-deniz-t%C3%BCrk%C3%A7%C3%BC

2 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir